Barzani Krallığı

Ömer Çelik Dönmez
Yazar : Ömer Çelik Dönmez
Email : omurcelikdonmez@hotmail.com
Makale Tarihi : 10 Nisan 2014 Perşembe 14:55
Okunma Sayısı : 5971 Kez
  Yazarın Tüm Makaleleri

Abdullah Öcalan feodaliteye karşı çıkmakta ne kadar haklıymış, Kuzey Irakta ki gelişmelere bakınca daha iyi anlaşılıyor. Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin özerklik ardından tam bağımsızlık sürecini başlatması Barzani Krallığı’nın kurulması anlamına geliyor olabilir mi? Perşembenin gelişinin çarşambadan belli olduğu gibi, Barzani Krallığının ilanı da önceki gelişmelere bakıldığında sürpriz sayılmıyor. Çünkü ABD’nin Irak merkezi hükümeti başbakanı Maliki ile ilişkilerinde Barzani’ye karşı daha mesafeli durması ve Barzani yönetiminin tek çıkış yolu üzerindeki Türkiye ile siyasi ve ekonomik anlaşmalarını onaylamaz tutumu, Barzani’nin ABD’ye rağmen bu Bağımsız Kürt Devleti kararı almasında etkili olmuştur.

Irak seçimleri öncesinde Barzani’nin bu açıklaması Maliki yönetimine karşı elini güçlendirmesi şeklinde değerlendirilebilir. Irak seçimlerinde en hassas bölgenin Kerkük olduğunu belirten kaynaklar burada seçim öncesinde, güç dengesi yüzünden, olası bir sıcak çatışmanın olabileceğini de dile getiriyor. İki yönetim arasında uzun zamandır ihtilaflı bölgelerin idaresi, 140. maddenin işletilmesi, petrol gelirleri paylaşımı ve Peşmerge maaşlarının ödenmesiyle ilgili ihtilaflar yaşanıyor. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesud Barzani, Kürdistan bölgesel hükümetine Bağdat'ın kararını beklemeden Halepçe'yi il yapma talimatı vermişti.

Irak Kürdistanı’ndaki Amerikan karşıtı tutum, her geçen gün daha da artıyor. Erbil’deki ABD Konsolosluğu’nun kapatılmasını talep eden imza kampanyaları düzenleniyor, yerel basın organları bu talepleri yayımlıyor. Karşıtlığın temel sebebi ise bölgenin en büyük iki siyasi partisi olan Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) halen ABD’nin terör örgütleri listesinde yer aldıklarının ortaya çıkması oldu. Amerikan yönetiminin ‘‘müttefik’’ olarak adlandırdığı yapılanmalara karşı izlemiş olduğu söz konusu tutum, Kürt aydınların kafasını karıştırmış durumda. Ayrıca kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetiminin Türkiye’ye petrol ve doğal gaz satışını içeren anlaşmaya Bağdat merkezi idaresinin karşı çıkması da önemli etken. Kuzey Irak Bölgesel Kürt yönetimi ve halkının, ABD yanlısı Maliki’yi desteklemeyeceği anlaşılıyor.

ABD karşıtlığı ve merkezi hükümetle anlaşmazlıkların yanı sıra Barzani krallığını ilan eden yol haritasında önemli bir yol levhası Barzani’nin, Suriye’nin kuzeyinde faaliyet yürüten 4 Kürt partisine, "Suriye Kürdistan Demokrat Partisi" adı altında birleştirme emrini vermesi. Abdülhakim Beşar liderliğindeki Suriye Kürt Demokrat Partisi (El-Parti), Mustafa Cuma başkanlığındaki Azadi Partisi, Mustafa Oso liderliğindeki Azadi Kürt Partisi ve Abdülhamit Hemo liderliğindeki Kürdistan Birliği'nden oluşan 4 parti, kongre ile kendini fesh ederek yeni partiye katıldı. Uzun bir zamandır Rojava'da Suriye Demokratik Birlik Partisi (PYD) ile sorun yaşayan 4 partinin, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin isteği üzerine tek parti çatısı altında birleştiği ifade ediliyor.

Suriye’nin kuzeyinde faaliyet yürüten 4 Kürt partisi, "Suriye Kürdistan Demokrat Partisi" adı altında birleşti. Suriye Azadi Partisi Genel Sekreteri Mustafa Cuma, yeni kurdukları partiye 33 delegenin oyuyla Suriye Kürt Demokrat Partisi (El-Parti) Yönetim Kurulu Üyesi Suud Mele’nin seçildiğini söyledi. Söz konusu parti başkanları, Baas rejiminin hedefinde oldukları için yıllardır Suriye'ye dönemiyor, siyasi çalışmalarını Erbil'de yürütüyorlar. Ancak Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani'nin, partinin yeni başkanı için Suriye'ye dönme ve orada siyasi faaliyetlerini yürütme şartı koyduğu belirtiliyor. Tek çatıda birleşen 4 parti ve güçlerinin, faaliyetlerinden rahatsız oldukları Suriye Demokratik Birlik Partisi'ne (PYD) karşı ortak hareket edecekleri söyleniyor.

Suriye'nin Kürt bölgesi Rojava ile Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasında yeni bir kriz patlak verdi. KDP'nin sınıra kazdığı hendekler Rojavalı Kürtler arasında tepki topluyor. Bağdat ile ilişkileri son dönem hayli gerilen KDP yönetiminin Ankara ile olan bağları daha da sıkılaştırmaya yöneldiğini vurgulayan gözlemciler Erbil ile Ankara arasındaki ittifakın Rojava üzerinden yeni bir dayanak bulduğunu ifade ediyor. Sınıra kazılan hendekler Suriye Kürtleri arasında sert bir tepkiye sahne olurken KDP'nin Bağdat ile gerilen ilişkileri sonucu Ankara'yla daha da yakınlaşmasının Rojava politikasını da doğrudan etkilediği iddia ediliyor. Federal Kürdistan Bölgesi'nin iktidar partisi KDP, Rojava ile olan sınırdaki Sêmalka Kapısı'nda bulunan bölge bayrağını kaldırarak, yerine parti bayrağını koydu ve köprüyü kaldırdı. Federal Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesut Barzani'nin partisi KDP, dört parçada Kürtlerin yoğun tepkisine neden olan Sêmalka Sınır Kapısı'nın kapatılması ardından, bu kez sınırdaki Güney Kürdistan bayrağını kaldırarak kendi bayrağını dikti. Sınır kapısına KDP bayrağının asılmasının yanı sıra Dicle Nehri üzerine kurulu olan köprü de kaldırıldı.

Ajansa Nûçeyan a Firatê yani Firatnews.com’da Cahit Mervan’ın “Türk Sepetindeki Kürt yumurtaları” başlıklı analiz haberi bu açıdan önemli. Cahit Mervan; “Federal Kürdistan yönetiminin emri ile Batı Kürdistan sınırında büyük ve devasa çukurlar açıldığını, onlarca kilometrelik ve dört-beş metre derinliğinde açılan çukurların Rojava Kürtlerine karşı ‘güvenliğini’ ise Peşmergelerin sağladığını, Kürdistan’ın hendek ve çukurlarla bir kez daha parçalandığını, Hewler yönetiminin tam da Ankara rejiminin istediği gibi Rojava Kürdistanı’nı kuşatmak için yeni bir hamle yaptığını, Güney-Batı Kürdistan sınırında çukur açılarak sadece Rojava Kürdistanı’nı kuşatmak ve Türk devletinin işgal etmesi için uygun zemin yaratmakla kalmadığını, Kürdistan’da PKK karşısında giriştiği liderlik kavgasını da esasen kaybetmiş olduğunu” kaydediyor. Çünkü diyor, “bindiği bütün dalları da bu çukur hamlesiyle bir bir kesmiş oluyor. Kürdistan’da hızla kendisini yalnızlığa mahkûm ediyor. Bütün Kürdistan halkının tepkisini ve giderekten nefret ve öfkesini çeken bir merkeze dönüşüyor. Kürt ve Kürdistan düşmanlarının işini kolaylaştıran, neticede kendisi açısından da çok büyük tehlikeler taşıyan yeni ve kanlı bir sürecin kapsını aralıyor.” İçerden bir ses bunları söylüyorsa bir bildiği vardır değil mi?
Irak merkezi hükümetle ipleri koparan, ABD’ye kafa tutan, Rojava’da PYD/PKK muhalifi Kürt siyasilere Erbil merkezli "Suriye Kürdistan Demokrat Partisi" kurduran, bunlarla yetinmeyerek, kendi sınırları ile Rojva bölgesi arasında derin çukurlar kazdırarak sınır geçişlerini denetim altına alan Irak Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesut Barzani’nin, bağımsız bir Kürt devletine doğru adım atıldığını söylemesi malumun ilanı anlamına geliyor. Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani, Sky News televizyonunun Arapça servisine, “Bağımsız Kürt Devleti yolda” demesi, bölgede siyasi dengeleri her an değiştirebilir.

Erbil ile Bağdat Hükümetleri arasında yaşanan bütçe krizi ve petrol taşımacılığından kaynaklanan sorunları değerlendiren Barzani, “Kürdistan bölgesi ile Irak arasındaki ilişki konfederalizme doğru gidiyor. Konfederalizmden bir sonraki adımın da bağımsız Kürt Devleti olacağını” söylüyor. Hatırlanacağı gibi Kürdistan bölgesi ile Irak merkezi hükümeti arasında kamu çalışanları ile peşmergelerin maaşlarının kesilmesi ve Türkiye üzerinden yapılan petrol sevkiyatındaki anlaşmazlık nedeniyle kriz yaşanmıştı. Erbil ile Bağdat arasında birçok görüşme yapılmasına rağmen sorunlar çözülebilmiş değil. Barzani’nin Sky News haber kanalına yaptığı açıklama, siyasi gözlemciler tarafından Erbil ile Bağdat arasındaki sorunun derinleştiği biçiminde değerlendirildi.

Barzani’ye örtülü destek BBC’ye konuşan İsmail Beşikçi’den geldi. Türkiye’de uzun yıllardır Kürt sorunu üzerine araştırmalar yapan ve çalışmaları nedeniyle hayatının önemli bir bölümünü hapishanede geçiren yazar, sosyolog İsmail Beşikçi, “Kürt sorunu, Kürdistan sorunu Orta Doğu’nun bir sorunudur. Aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri’nin, Avrupa Birliği’nin bir sorunudur. Benim kanımca Kürt sorunu, Kürdistan sorunu şudur: 1920’li yıllarda, Milletler Cemiyeti döneminde Kürtlerin ve Kürdistan’ın bölünmesi, parçalanması, paylaşılması ve Kürtlerin bağımsız devlet kurma haklarının gasp edilmesi sorunudur. Erbil yönetimi bağımsız bir ulus devlet değil” diyen Beşikçi, “Orası Güney Kürdistan’ın tamamı değil. Daha Kürdistan’a katılması gereken topraklar var. Kürtler kendi kendilerini yönetiyorlar; orduları, meclisleri var, okulları var. Ama bağımsızlık da önemli tabii” görüşünde.

Yorum yapmak için lütfen sisteme üye girşi yapı

Üye Olmak İçin Tıklayın | Üye Girişi

Çok Okunan Makaleler